-CHP’de sular durulmuyor.
-Belediyelere yönelik operasyonlar devam edecek mi?
-İzmir’de belediyeler diken üstünde, kulisler hareketli.
-Seferihisar için konuşulanlar ne kadar gerçek?
-Bir yanda siyaset, diğer yanda trafik, sivrisinek ve temizlik sorunları…
Son birkaç haftadır gündem öyle hızlı aktı ki Seferihisar’ın günlük sorunlarından biraz uzaklaştık. Mutlak butlan tartışmaları, CHP’de yaşanan gelişmeler, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar derken hepimizin dikkati Ankara’ya ve İzmir’e çevrildi.
Peki şimdi ne olacak?
Belediyelere yönelik operasyonlar devam edecek mi?
Seferihisar Belediyesi ile ilgili iddiaların aslı astarı var mı?
CHP’de Seferihisar özelinde nasıl bir tablo oluşacak?
Ve en önemlisi; yaz aylarıyla birlikte ilçenin kronik sorunları yine kapımıza dayanırken bu yaz da işkenceye mi dönüşecek, yoksa bu kez sorunların altından kalkılabilecek mi?
Gelin birlikte değerlendirelim.
Daha önceki yazılarımızda da değinmiştik. CHP’de beklenen oldu ve Kemal Kılıçdaroğlu’na genel başkanlık görevi iade edildi. Parti içerisinde ciddi bir hareketlilik yaşanıyor. Bu gelişmeye tepki gösterenler de var, doğru bulanlar da.
Ancak asıl soru şu:
Bundan sonra ne olacak?
Ankara kulislerinde konuşulanlara göre, YSK’dan yeni bir kurultay kararı çıkmaması halinde Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu cephesinin yol haritası hazır. Yeni bir siyasi parti kurulacağı iddiası uzun süredir gündemde. Daha önce adı EKİM olarak konuşulan partinin isminin ise İSTİKLAL olacağı dillendiriliyor.
Bu gerçekleşir mi?
CHP kadrolarının ne kadarı bu oluşuma katılır?
Bunu zaman gösterecek.
Ama şunu net olarak gördük ki hem Seferihisar’ın CHP’li Belediye Başkanı İsmail Yetişkin hem de İlçe Başkanı Rahmi Tezel Çınar bu süreçte Özgür Özel’in yanında yer aldı.
Cemil Tugay için siyasi yasak gelecek tartışmaları devam ederken, Kılıçdaroğlu tarafından partiden ihraç edilecekler listesinin ilk sıralarında olduğu söyleniyor . Kulıçdaroğlu’nun Tugay’ın Karşıyaka Belediye Başkanlığı’ndan beri Beşli çete olarak anılan Cengiz Holding’le olan diyaloglarından rahatsız olduğu iddia ediliyor.
Gelelim belediyelere yönelik operasyonlara…
Son dönemde özellikle imar, ruhsat, müteahhit ilişkileri ve rüşvet iddiaları üzerinden çok sayıda soruşturma açıldığını, tutuklamalar ve görevden almalar yaşandığını görüyoruz.
Doğal olarak vatandaşın aklındaki soru da aynı:
“Seferihisar’da da benzer bir durum var mı?”
Bize de bu konuda çok sayıda soru geliyor. Hatta bazı kişiler çeşitli iddiaları kesinleşmiş bilgi gibi anlatıyor.
Ancak gazetecilik söylenti üzerinden insanları suçlamak değildir.
Ortada resmi bir soruşturma, adli bir işlem ya da kamuoyuna açıklanmış bir süreç yoksa, dedikodularla hareket etmek doğru olmaz.
Varsayımlar üzerinden kimseyi zan altında bırakamayız.
Kaldı ki devletin ilgili kurumlarının hangi dosya üzerinde çalıştığını, hangi incelemeleri yürüttüğünü bilmemiz mümkün değil. Bilsek bile devam eden bir soruşturmayı deşifre etmek ayrı bir hukuki sorumluluk doğurur.
Bu nedenle Seferihisar özelinde “olacak” ya da “olmayacak” şeklinde kesin cümleler kurmak doğru değildir.
Fakat şunu söyleyebilirim…
Bu söylentiler o kadar yaygın şekilde konuşuluyor ki, bugün Seferihisar Belediyesi CHP grubunda olası bir senaryoda “başkan ben olurum” hesabı yapanların sayısı bir ya da iki kişiyle sınırlı değil.
Yakın çevrelerinde bu hesapların yapıldığı, çeşitli senaryoların konuşulduğu kulağımıza geliyor.
İsim vermeyeceğim.
Çünkü bugün böyle bir tartışmayı kamuoyu önüne taşımak hem etik olmaz hem de içeride gereksiz bir gerilime neden olur.
Biz sadece şunu söyleyelim:
Ortada çözüm bekleyen onlarca mesele varken meclis üyelerinin enerjiyi makam hesaplarına değil, Seferihisar’ın sorunlarına harcamak çok daha doğru olacaktır. Ayrıca yol arkadaşlarının başına bir şey gelmesini beklemek, “o koltuğa ben geçerim” hesabı yapmak ise ne siyasi etikle ne de dava arkadaşlığıyla bağdaşır. Seferihisarlılar bugün makam hesapları değil, sorunlarına çözüm üreten bir anlayış görmek istemektedir.
Gelelim yaz sezonuna…
Aslında kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Çünkü sorunlar aynı.
Bayram boyunca ve geçtiğimiz hafta sonunda özellikle sahillerin temizliği konusunda çok sayıda şikayet aldık.
“Haziran ortasına geldik, hâlâ plajlar hazırlanmadı.”
“Yürüyüş yollarındaki eksikler tamamlanmadı.”
“Temizlik çalışmaları yetersiz.”
Bu eleştirileri sıkça duyduk.
Sahil bölgelerindeki eksiklikler artık vatandaşın gözüne batacak seviyeye gelmiş durumda.
Büyükşehir Belediyesi’nin gelip kapsamlı asfalt çalışması yapacağına dair ciddi bir beklenti zaten oluşmuş değil.
Bu nedenle en azından sahil bölgelerindeki hazırlıkların hızlandırılması gerekiyor.
Bir diğer büyük problem ise trafik.
Yıllardır konuşuyoruz.
Yıllardır aynı noktadayız.
Çarşı trafiği, otopark sorunu ve yaz nüfusunun getirdiği yoğunluk için hâlâ kalıcı bir çözüm ortaya konabilmiş değil.
Ne yazık ki bu yazın da trafikte geçirilen uzun bekleyişler, korna sesleri ve stresle geçeceğini şimdiden öngörmek zor değil.
Ve gelelim geçen yılın en büyük problemlerinden birine…
Sivrisinekler.
Geçtiğimiz günlerde Seferihisar Belediyesi tarafından servis edilen bir haber dikkatimi çekti. Haberde sivrisinekle mücadele çalışmalarının başladığı belirtiliyordu.
Haberi görünce kendi kendime “Eyvah” dedim.
Çünkü sivrisinekle mücadelede asıl önemli dönem yaz ayları değil, kış aylarıdır.
Larva dönemiyle mücadele edilmezse yazın yapılan çalışmaların etkisi oldukça sınırlı kalır.
Geçen yıl bu konuda ciddi sıkıntılar yaşanmıştı.
Büyükşehir Belediyesi’nin kış dönemindeki ilaçlama çalışmalarının yetersiz olduğu yönünde çok sayıda şikayet gelmişti. Hatta Seferihisar’daki ilaçlama aracının başka bir ilçeye gönderildiği, yerine gelen aracın da ilk kullanımında arızalandığı konuşulmuştu.
Bu yıl ise kış boyunca kapsamlı bir larva mücadelesi yapıldığına dair kamuoyuna yansıyan güçlü bir bilgilendirme görmedik.
Üstelik belediyenin servis ettiği haberde de kış aylarında yürütülen çalışmalarla ilgili dikkat çekici bir vurgu yer almıyordu.
Eğer larva döneminde gerekli mücadele yapılmadıysa, bugün havaya sıkılan dumanın etkisi sınırlı kalacaktır.
Çünkü uzmanların da sık sık ifade ettiği gibi, sivrisinek sorununu çözmenin yolu yetişkin sivrisineği kovalamaktan değil, larvayı ortaya çıkmadan yok etmekten geçer.
Umarım yanılırız.
Umarım bu yaz geçen yılı aratmaz.
Ama bugün elimizdeki tablo çok da iyimser olmamıza izin vermiyor.
Yola, çukura, çamura alıştık desek yeridir. Her yaz aynı trafik çilesini yaşamaya, aynı otopark sorunlarını konuşmaya da alıştık.
Ama bir ilçenin en temel hizmetlerinden biri olan ilaçlamayı bile vatandaşlarına çok görmek başka bir şey…
Bu yüzden, bir ilaçlama hizmetini dahi Seferihisarlılara çok gören İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne…
Ve bu hizmeti Büyükşehir’den almayı başaramayan Seferihisar Belediyesi’ne…
Nasıl teşekkür (!) etsek az.
Geçtiğimiz 2025 yazına dönüp baktığımızda konuşulan şikâyetlerle bugün konuşulanlar neredeyse aynıysa, sitem etmeye de hakkımız vardır diye düşünüyorum.
Çünkü beklentimiz öyle devasa projeler, milyonluk yatırımlar değil.
Beklentimiz; yaz gelmeden plajların hazır olması, yolların yapılması, trafik için çözüm üretilmesi, sivrisineklerin vatandaşın kabusu olmaktan çıkarılması…
Kısacası her yıl aynı sorunları konuşmak yerine, her yıl en az bir sorunu geride bırakabilen bir Seferihisar görmek.
Çok şey mi istiyoruz?
Sanmıyorum.
Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ve belediye çalışmaları bu kadar eleştirilirken insan en azından çıkıp, “Her yaz aynı sorunları konuşuyorduk ama bu yıl şunları çözdük. Bu yıl şu problemi yaşamayacağız” demez mi?
Ne yazık ki dışarıdan bakıldığında ortaya çıkan görüntü; yorgun, umursamaz ve mücadele etme isteğini kaybetmiş bir yönetim görüntüsü.
Evet, siyasi gelişmeler istediğiniz gibi gitmiyor olabilir. Yeniden adaylık konusunda hesaplar değişmiş olabilir. Siyasetin dengeleri bugün başka, yarın başka bir noktaya evrilebilir. Ancak insan, yönettiği memleket için son güne kadar mücadele etmez mi?
Bir ilçenin trafik sorununu çözmek için, sahillerini hazırlamak için, sivrisinek sorununu azaltmak için, vatandaşın hayatını biraz olsun kolaylaştırmak için uğraşmaz mı?
Sanırım işin en üzücü tarafı da tam burada yatıyor. Seferihisar’ın bugün en büyük sorunu çözümsüzlükten çok, o sorunları çözmek için yeterli iradenin görülmüyor olması.
Tekrar görüşmek üzere…

YORUMLAR